Blog'umuzun adı takıntılı kafa ve ben cidden kafayı bu aralar Colin "the Mr. Darcy" Frith'e takmış durumdayım. Bir ergen aşıklık halleri ki hiç sormayın. Blog'umu kişisel iç buhran ve sendromlarıma alet etmek adetim olmasa da, planım içimi son olarak burada döküp bu muzdaripliğimden kurtulmaktır.
Jane Austen'ın ünlü romanından BBC tarafından çekilen "Pride & Prejudice" adlı diziyi izlememle başladı her şey. 50'şer dakikadan 6 bölümlük bu dizi hoşnut kalınacak derecede ingiliz, hoş ve komik. Colin Firth henüz Colin Firth olmamışken dizinin çekildiği yıl olan 1989'da Mr. Darcy'yi canlandırmış. Yaklaşık 6 saatlik diziyi izledim, sonra bir daha izledim, bir daha, bir daha ve bir daha derken bir hafta sonunu yaklaşık 5 kere bu mini(!)-diziyi izleyerek geçirdim. Pazartesi işe gittiğimde 18. yy İngiltere’sinden modern zamana hızlı geçişimle jet lag yaşıyordum.
Bırak telefonu, doğru düzgün bir posta ağının bile olmadığı o dönemden İnternet denen yüce teknolojinin bulunduğu şimdiye gelince, başladım araştırmaya. kimdir nedir bu Bay Darcy diye. Bir tek kendimin muzdarip olduğunu sandığım bu hastalıktan meğersem İngiltere'deki kadınların yarısının çektiği "Mr. Darcy syndrome" gibi gayet banal gayet doğal bir sendromumsu bunalım olduğu gerçeği ile karşılaşıp; özelliğim olmadığıma mı üzülsem yoksa benimle aynı duyguları paylaşan milyonlarca kadın olduğuna mı sevinsem ikileminde iş gününü bitirdim.
Yine de durulmadım gittim kitabını aldım okudum. Aynı tadı vermeyince ben de bir daha diziyi izledim (!)
Gelelim araştırma sonrası çıkarımlarımıza:
1. Meğer Mr. Darcy her yerdeymiş. Bridget Jones'un Günlüğü’ndeki Mark Darcy, Jane Austen'ın Darcy'siymiş. Kitapta durmadan BBC dizisindeki Colin Firth'ten bahsedilirmiş. Ardından çekilen filminde de Mark Darcy'yi yine Colin Firth’in oynamış olması bir rastlantı değil kaderin cilvesiymiş.
2. Mr. Darcy syndrome: unrealisticaly searching for their own mr. darcy.
3. Sex and the City dizisinde ve filminde de Mr. Big denen bir karakter varmış. Bu Mr. Big de Mr. Darcy'nin bir tezahürü imiş.
4. "I am all astonishment" filmde çok sık geçen bir cümle. Gramer olarak anlamsız geldi. “şaşırdım” anlamında kullanıldı bir çok kez. bir de "are your parents in good health?"
5. Ilk kitap çok sevilince devamı da yazılmış :). çok saçma ama zilyon tane devam niteliğinde kitap var. akıllıca ticari bir adım olmuş yazarları için.(Mr. Darcy's Daughters, The Exploits and Adventures of Miss Alethea Darcy; Darcy's Story; Dialogue with Darcy v.b.)
6. Aslında yan karakterler çok iyi dizide. Buraya kadar hep Mr. Darcy diyip durdum ama Liz Bennet, annesi ve babası falan çok değişik karakterler.
7. Hikaye 5 kızı olan bir ailenin hikayesi. Erkek çocukları olmadığı için sahip oldukları ev babalarının ölümüyle alakasız uzak bir "erkek" akrabalarına kalacak. Dolayısıyla da annenin tek derdi kızlarını doğru düzgün biriyle evlendirebilmek olmuş. Benim şaşırdığım 18. yy'da tüm İngiltere'de böyle miymiş bu işler? kadınlar hiç bir şekilde miras sahibi olamıyor muymuş? Erkek çocuğu olmayan babanın öldüğü bir aile tamamen sokağa mı atılıyormuş?
8. Dönemin diğer ilginçliği de "centilmenlik". Toplum içerisindeki statüleri "centilmen" olan tipler var. Devlet bunlara yıllık bir gelir bağlamış. O zamanın orta sınıfı gibi bir şey. Böyle çok zengin falan değiller ama boş boş oturup yıllık gelirleriyle de geçiniyorlar.
9. Son olarak erkeklerin pornografisi varsa kadınların da romantik komedisi var diyip bu bahsi burada kapatmak istiyorum.
Not: Bu blog daha taze oskar alan Colin Firth'e itaf etmek yerinde olacak. Sırf “biz bu adamın eski hallerini de bilirdik” diyebilmek için.
Not 2 : Romantik komedi janrı hakkında eni konu bir şeyler yazasım var. Çok malzeme topladım bu aralar bilimsellik süsü verilmiş bir şeylere hizmet etsin bari. Bu yazı da bir romantik komedi fanının psikolojisine giriş niteliğinde olsun.