27 Kasım 2010 Cumartesi

Filistin Sorunu : Tarihi Çarpıtmanın amacı ne?

Filistin sorunu. 20. Yüzyılın başında emperyalizmin dünya halklarına sunmuş olduğu hastalık. 2. Dünya Savaşının sonunda Siyonizme verilen cesaretle Filistinlilerin yerlerinden yurtlarından edilmesi ve yaklaşık 70 senedir, bir hak hukuk adalet mücadelesi. Filistinliler, dünyada haksızlıklara boyun eğmemenin, direnişin onca ölüm, onca acı pahasına da olsun yiğit sembolleri olmuş halk. Yaser Arafat, George Habash gibi devrimci liderlerin öncülüğünde yıllar boyunca verdikleri mücadele de bugün bayrağı Hamas, İslami Cihad ya da Lübnan’da da örgütlense Hizbullah gibi islami örgütler almış durumda.

Emperyalizme karşı direnişin sembolü Filistinliler

Bu, son 30 yılda tüm Ortadoğu coğrafyasının etkilenmiş olduğu İslami ideolojilerin basit yansıması. Kabul edilebilir mi? Evet. Mazlumun dili ne olursa olsun mazlumdan saf tutmak sömürene karşı ona destek vermek insan olmanın gerekliliği. Bu örgütlerin Filistin içerisindeki bazı tutumları rahatsızlık verse de yine de işgalciye karşı direnişlerine desteklemek gerek. Anti-Semitist tutum ve davranışlarını elden geldiğince mahkum edilmesi şartıyla.

Filistin’de islami hareketlerin bu yükselişine paralel olarak Türkiye’de de benzer bir şekilde Filistin konusunda islami kesimlerin daha da bir duyarlılaştıklarını görüyoruz. 60’lı 70’li yıllar da ya da bazı durumlar da 80’li yıllara kadar uzatabileceğimiz sol hareketlerin Filistin Kurtuluş Örgütü ile işbirliği ve Filistin davasını sahiplenmesinde bugün İslamcı hareketler daha bir ön plana çıkmış durumda. Sol, Filistin’den vazgeçmiş değil ama artık başbakanın, İsrail’e karşı one minute isyanının gölgesinde kalmış durumda. Bugün gerek ılımlı İslamcılar gerekse radikal İslamcılar Filistin davasında hep ön sıralarda gözükür oldular. Mavi Marmara gemisinin İsrail askerleri tarafından basılmasından sonraki süreçte de bunu net bir şekilde gördük.

Tabi bir taraftan popüler kültür de Filistin den faydalanmak ister. Kurtlar Vadisi ekibi Filistin ile ilgili bir film çekmekle meşgul şu sıralar. Bunun yanında İsraillileri rahatsız eden Ayrılık dizisi de islami görüşün yansıdığı bir dizi olarak Filistin’e eğilmekte.

Toplumun önemli kesimlerin ilgiyle takip ettiği bu tarz dizilerle bir Filistin duyarlılığı oluşması, bir şekilde mutluluk verici. Ancak başka bir konu var ki rahatsızlık verici ve mutlaka ve mutlaka itiraz edilmesi gerekiyor. İslamcılar Filistin davasına sahip çıkarken Filistin davasının tarihsel sürecine de bir şekilde kendileri bir tarih yazarak müdahil oluyorlar. Geçmişteki Filistin hareketine ilgisizliklerinden olsa gerek yaşadıkları bu utancı kapatacak tarihi çarpıtmalara yöneliyorlar. Sevdikleri “Yahudi soslu” komplo teorileriyle de bu çarpıtmalarda zaman zaman sol hareketleri de bulaştırıyorlar. Bu da elbette ki Filistin’in tarihi sürecini bilenler için oldukça rahatsızlık verici oluyor. Malum Türkiye sol hareketi Filistin’de Lübnan’da Filistinliler için mücadele ederken, o sıralarda kendileri solun allahsızlığından girip Moskova uşaklığından çıkıyorlardı. Bu tarihsel utançlarını bir şekilde aklamanın bugün derdine düşüyorlar. Bunun yanında Filistin-emperyalizm karşıtlığında var olan safları bulandırarak yapmaktalar. Buna dair geçmişte ki süreçleri ustalıklı bir şekilde yalan söyleyerek yapmaktalar. İşte buna dair geçtiğimiz günlerde gözüme çarpan bir örnek,

Haber’in başlığı PKK’yı Kızıl Tugaylar eğitmiş. Zaman gazetesinde 10 Mart 2010 tarihinde yayınlanmış bu haber Zaman’ın kardeşi Aksiyon dergisinden alınmış sanırım yazarı Melik Duvaklı. Haber, çoğunlukla islami kökenli internet sitelerinde kendine yer bulmuş. Benim burada incelemeye çalıştığım haberin içeriğinden çok haberin son kısmında yer alan Kızıl Tugaylar’ın Mossad tarafından eğitildiğine yönelik kısım. Time dergisinden alıntı yapıldığı öne sürülen i kısım şu şekilde :

“Kızıl Tugaylar örgütünü yönlendirdiğini ortaya çıkardı. PKK ve diğer pek çok terör örgütü gibi Kızıl Tugaylar da Lübnan'daki kamplarda eğitim görüyordu. Time dergisinin 27 Mart 1978 tarihli sayısında yer alan habere göre Kızıl Tugaylar üyeleri Orta Doğu'daki kamplarda Almanya'nın Baader-Meinhof grubuyla beraber eğitiliyordu ve bu kamplarda eğitimi MOSSAD'lı subaylar veriyordu.”

Tabi 1970’lerin Lübnanını az çok okuyan birinin Mossad’ın bunu hangi arada hangi cesaretle yaptığı şüphe uyandırıcı olmakta. Hele bir de işin içine RAF’ı da sokmuşlarsa bu işte bir bit yeniği olduğu belliydi. Bu sebeple Time dergisinin, internette ki eski sayılarına ulaşınca bakın ne görülmekte. Yazarımızın referans verdiği 26 mart 1978 tarihli Time dergisinde Kızıl Tugaylar’ı tanıtan bir haber çıkmış. Ve orada kendilerinden şöyle bahsedilmekte:

“According to police, 148 brigatisti are already in jail, and warrants are out for an additional 25. Of the detainees, 39 have been convicted of or charged with murder, 13 with attempted homicide, 55 with kidnaping, 30 with robbery, a few with lesser offenses. Little is known about the Brigades, but some brigatisti, it is certain, have been schooled at the same Palestinian guerrilla camps that trained members of West Germany's murderous Baader-Meinhof gang.”


Yani Türkçesi, “ ….. Tugaylar, hakkında çok az şey biliniyor fakat bazı mensupları kesinlikle Batı Alman katil Baader-Meinhof çetesiyle aynı Filistinli Gerilla kamplarında eğitim aldığı kesin.”


Sanırım yazarımızın ezberi bozuldu ve Filistin gerilla kampını Mossad olarak çevirme gereksinimi duydu. Ama her ne olursa olsun yapmış olduğu bu ince kalem oynatmayla birçok internet sitesinde yer alan çarpık tarih anlayışına çok iyi hizmet etmiş oldu. Kimin kimi nasıl eğittiği mesele değil, ancak böylesi bir çarpıtma gerçekten tabir yerindeyse “ibretlik”.

Filistin Mücadelesinin sembol isimlerinden Leyla Halid'i de Mossad mı eğitti?


İlgili Linkler :
http://www.zaman.com.tr/haber.do?haberno=960103&title=pkkyi-kizil-tugaylar-egitmis
http://www.time.com/time/magazine/article/0,9171,916015,00.html

Hiç yorum yok:

Yorum Gönder